14 Mart 2017 Salı

Tatiliyet



www.tatiliyet.com büyümeye devam ediyor...



30 ülke ve yüzlerce şehirde yaşadığımız anıları sitemiz üzerinden sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz.

Her türlü soru ve rota önerileriniz için lütfen tatiliyet@gmail.com üzerinden iletişime geçiniz.

Instagram/Facebook/Twitter : tatiliyet






23 Kasım 2016 Çarşamba

30 Ülke Gezmek!

Türkiye'de hele ki İstanbul'da yaşıyorsanız gezmeye doyamazsınız.  Uzun tatillerimi de hep yurt dışında geçirmeye başladım. Hal böyleyken nasıl oldu bilmiyorum ama bir bakmışım ki 30. ülkemi ve Türkiye'nin bir çok güzel köşesini görmüşüm. Sonra da yazmaya başladım:

Yazıların hepsi ve sorularınız için tıklayın yeter! Mutlaka size ilham verecek ve yardımcı olacak bir şeyler vardır:))


www.tatiliyet.com  Cesky Krumlov Gezisi

14 Temmuz 2015 Salı

Yeni Web Sitemiz Tatiliyet Hakkında

Merhaba;

Tüm güncel gezi notlarına artık www.tatiliyet.com üzerinden ulaşabilirsiniz!


Tatiliyet ne demek?
Tatile ait olan. Kısacası tatil hakkında her şey.
Tabi ki bu benim tabirim. Türk dilinde böyle bir kelime yok.
Herkes tatili hakediyor ve tatil için çalışıyor. Ama bazılarımız hala pahalı bir tercih olarak düşünüyor. Tatil yapmak pahalı bir aktivite değil. Hatta bazı gezginler hiç para harcamadan dünyayı gezmiştir. Bu site en ucuza en güzel yerleri görmek isteyen  tatilcilere program yapmasında destek olmak amacındadır.


12 Ocak 2013 Cumartesi

T.C Vatandaşlarına Vizesiz Tatil İmkanı




Son yıllarda T.C vatandaşlarına çok sayıda ülkede vizesiz turistlik seyahat imkanı doğdu. Zaten yıllardır tüm pasaport sahiplerine vize istemeyen gezilmesi gereken farklı farklı kıtalarda farklı ülkeler vardı. Fakat ülke sayısı artıkça turlar da yaygınlaşmaya başladı. Yine de tursuz olarak gitmek en uygunu olacaktır.

TC vatandaşlarına vize muafiyeti (Hangi ülkeler hangi pasaporta hangi uygulamaları yapıyor) :

http://www.mfa.gov.tr/turk-vatandaslarinin-tabi-oldugu-vize-uygulamalari.tr.mfa

Özellikle İngilizce bildiğiniz takdirde birkaç ipucuyla sadece hafta sonu için dahi sırt çantanızı alarak tatile gidebilirsiniz. Her ihtimale karşı benim hiç başıma gelmese de kapıdan çevrilme ihtimaliniz var. Bilgiler sadece öneri amaçlıdır.

Tüm pasaport sahiplerinin vizeden muaf olduğu ülkeler:

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=13103489

Hazırlık konusunda bir kaç ipucu:

Öncelikle pasaportunuzun olması gerekir. Ülkeye giriş-çıkış yaparken pasaportunuzun en az 6 aylık geçerlilik süresi olmalı. Pasaport çıkartmak için gerekli bilgiler:

http://www.epasaport.gov.tr/ 

Ülkeyi doğru zamanda seyahat etmek için internet üzerinden bloglardan ön araştırma yapın. Yüksek sezonda biletler daha pahalı da olsa da örneğin temmuz ayında Suriye' de kültür turuna çıkmak pek sağlıklı olmayacaktır.

Günümüzde en ucuz seyahat çeşidi uçakla olandır. Özellikle 3-4 ay önceden aldığınız biletler 130 euro ya kadar düşebiliyor.Yurtdışı kaynaklı hava yollarını kontrol etmenize gerek yok. Bilindik Türk Havayolu şirketleri çok uygun fiyatlara uçuruyor.Siz de güzergahınıza göre en uygununu seçin. Her havayolu şirketi her bölgeye uçmuyor. Sabah erken gidiş ve akşam dönüş bileti almak fazla otel ücreti ödememeniz ve ulaşım için en doğrusudur.

Konaklama için en uygun fiyata www.booking.com dan ulaşabilirsiniz. Hostel ve  düşük yıldızlı oteller için başka siteler de var.

 Hostel ararken dikkat edilmesi gerekenler:

Şehir merkezine olan konumu
Araç kiraladıysanız ücretsiz otopark
Ücretsiz wi-fi
Temizlik.
Oda yapısı (ortak banyo)
Mutfak

Bunların hepsini yorumlardan anlayabilirsiniz. Google map vasıtasıyla da mesafe ölçebilirsiniz.

Tatile gitmeden önce mutlaka harita ve rehber kitap edinmelisiniz. Özellikle dost yayının kitapları kolay anlaşılır, detaylı ve resimlidir. Berlitz yayınları ve Thomas Cook' un rehberlerini de tavsiye ederim.

Gitmeden önce mutlaka blogları kontrol edin. Kitaplarda yazmayan güncel ve pratik bilgilere ulaşırsınız.

 Eğer geç saatte havalimanına varıyorsanız veya şehir merkezi havalimanından uzaksa araç kiralananabilir. Avis, Budget, National gibi rent a car firmalarına göz atabilirsiniz. İnternet üzerinden işlem yapılır. Özellikle Aap ülkelerinden yakıt çok ucuz. Günlük 30 euro ücrete ekonomik sınıf iyi bir araç alabilirsiniz.
Eliyetinizi ve bloke için limiti olan kredi kartınızı yanınıza almaya unutmayınız. Yollar karışık gelebilir. Navigasyon kiralamak da fayda var.

Uçağa binmeden pasaport, bir miktar yerel para, otel ve uçak rezervasyonunu yanınıza almanız yeterli olacaktır.

Yazının devamı: blog.milliyet.com.tr/emirergin

16 Aralık 2012 Pazar

Kravatı Bulan Halk Hırvatlar ve Başkent Zagreb

Mirogoj Cemetery (Mezarlık)


Balkan gezisi sırasında vizesiz olarak giriş yapabileceğimiz Zagreb' e uğrama fırsatım oldu. Önce Agoda üzerinden otelrezervasyonumu yaptım. Avrupa Birliği süreci içerisinde oldukları için de yakın yıllarda T.C vatandaşları için vize uygulamasına geçecek ülkenin tatilciler için Dubrovnik, Split gibi şehirlerden sonra gelen Zagreb hava limanına vardığımda hayal kırıklığına uğradım. Küçücük bir hava limanı. indiğimde  kısa bir kafa karışıklığı yaşadım. Futbol sebebiyle midir bilinmez hep büyük bir ülke olarak hayal etmiştim. 

Ülkenin para birimi kunadır. Yaklaşık 7,5 kuna 1 euroya eş değerdir. Türkiye' den çıkarken yanınıza euro almanız yeterli olacaktır. Şehir içinde gezilecek yerin çok fazla olduğunu söyleyemem. 2 gün yeterli olacaktır.

Kim 500 Bin İster, (Hırvat Kravat)
'Kim 500 Bin İster' yarışmasının takipçileri kravatla ilgili süre gelen tartışmaları hatırlayacaktır. 250 bin Tl değerindeki soruda kravatın kimin tarafından icat edildiği soruldu. Yarışmacı Mustafa Erhan Sözen soruya yanlış cevap verdi ve elendi. Yarışmadaki doğru cevap Hırvatlar' dı. Daha sonra yarışmacı soruyu araştırarak aşağıdaki açıklamayı yapmıştır: ‘‘Meydan Larousse Ansiklopedisi'ne baktım. Burada kravatın Romalılar'ın üşümemek için boyunlarına bağladığı atkı şeklindeki ipten esinlenerek ortaya çıktığı yazılıyor. Hırvatlar'la bir ilgisi yok. Sadece Fransızlar, kurdukları süvari alayında kendi askerleriyle karışmaması için Hırvat askerlerin boyunlarına atkı türünden ip takmışlar. Yani kravatın Hırvatlar'la bir ilgisi yok. Bu da sorunun yanlış olduğunu gösteriyor. Hakkımı mahkemede arayacağım.’’ Sonuç olarak  kravıtı günümüzdeki anlamıyla kullananlar Hırvatlar olduğu ve kelimenin bu isimden türediği bilgisine ulaşılmıştır. Şehrin sokaklarında kravatçılar yer alır. Turistler de bu dükkanlardan alışveriş yaparlar. bir de dünyanın en eski eczanesinin orada olduğu söylenir. Ama her tatil noktasında en eski eczane burasıdır bilgisini duyarsınız. 

Kısa turumda kentle ilgili aklımda kalanlar:

St. Mark Klisesi
Kras 1911 : Hırvat çikolata markasıdır. Ülkenin her marketinde görürsünüz. Kentin ana caddesinde Kras 1911 dükkanı yer alır. Çok sayıda çikolata ve şeker çeşidi vardır. Tadı güzel. İngiltere' den  Cadbury gibi bu marka için de  ülkemizdeki markalardan daha iyi diyemem.

St. Stephen Katedrali: Ana caddede yer alan kliseyi ziyaretim sırasında restorasyonda olduğu için iyi bir görünümü yoktu.

Strossmayer meydanı

Dolac Pazarı: Yaşamın hareketli ve renkl olduğu şehir pazarı. 

St. Mark Kilisesi: Şık çatısıyla dikkati çeker. Küçük ama hoş bir mimariye sahip.

Mirogoj Cemetery: Kentin kuzeyinde yer alan mezarlık, ülke tarihinde önemli olan kişileri barındırır. Kenten kuzeye yönelerken tepe çıkarsınız. Bu sırada kentin
diğer kesimini de görme fırsatınız olur. Mezarlık çok süslü. her mezarın çiçekleri, mermerleri ve hediyeleri göz kamaştırıcı.

Gornji grad ve Upper town: Kentin iki ana caddesidir. Şehri gezerken hoş sokaklar içinden geçtim. Büyük meydan, pazarlar, kafeler, parklar, müzeler ve kliseler...Şehrin içinden tramway geçiyor. 

İtiraf etmem gerekirki çok güzel kızlarla karşılaştım. Beyaz ten, mavi göz ve sarı saç. Başıma gelen ilginç bir olay hala Balkanlardaki karışıklığı gösterir nitelikteydi. Elimde fotoğraf makinası yürürken  bir kişi buralı mısın diye soru yönelti. Sorunun amacı çok belliydi. Çünkü esmer, sakallı ve elinde profosyenel fotoğraf makinasıyla Hırvat vatandaşına benzemediğim aşikar. Daha sonra sohbet devam ettiğimde Müslüman mısın diye bir soruyla karşılaştım. Evet dedikten birkaç dakika sonra bu kişi sokakta kaldığını ve mağdur olduğunu belirterek para istedi. Tabiki para vermedim. Yine de kent, Balkanlar içerisinde gördüğüm en sakin şehirlerden biriydi.

Balkan Gezisi ve Diğer Destinasyonlar: http://blog.milliyet.com.tr/emirergin

13 Aralık 2012 Perşembe

ÇAĞRI MERKEZİNE DOĞRU PERSONEL SEÇME



2,5 yılı aşkın bir süredir çağrı merkezinde çalışan biri olarak olayı çağrı merkezi personeli endeksli olarak ele alıyorum. Tabiki bu durum müşteri deneyimlerimle pekişiyor. 

90' lı yıllardan itibaren çağrı merkezleri firmaların asıl yüzü olmuştur. Çünkü firmayla aranızdaki bağ çağrı merkeziyle kurulur. Başka muhattabınız yoktur. Firmanın hissesini satın alabilirsiniz, reklamlarını izleyebilirsiniz, sahibinin açıklamalarını dinleyebilirsiniz. Ama siz birşeyler söylemek istediğinizde karşınzda bir kişi bulursunuz. Bu kişi de karşıyı karşılayan kişidir (agent). Sizi yönlendiren, dilek ve şikayetlerinizi alan agentır. Bu sebeple agent 'Sadece telefonlara bakan kişi' konumundan uzakta olmalıdır.

Çağrı merkezini teknik olarak geliştirilebilir. Tuşlamaları kısa, bekleme süresi az olabilir. Ürününüz eksik/hatalı olabilir, çok özel ve iyi de olabilir. Müşteri hangi koşulda aramış olursa olsun çağrıyı karşılayan durumu tamamen değiştirebilir. Teşekkür etmek için arayan kişiyi çileden çıkarabilir veya şikayet için aradan teşekkürü kapabilir. Bir söz veya ses tonu karşısındaki anında değiştirebilir.

Çağrı merkezinin önemine varan firmaların önünde zorlu bir süreç var. Doğru insanı bulmak çok zor. İyi bir avukat arıyorsanız iyi bir üniversiteden iyi bir derece ve referansla mezun olmuş birisni seçerseniz kolay kolay yanılmazsınız. Sahada aynı başarıyı gösteremeyebilir. Ama en azından yetkinliğiyle işi yürütebilir. Çağrı merkezinin okulu olmaz. Her firma kendi işlemlerine göre eğitim verir. Yasaklı kelimeler ve yaklaşım teknikleri vardır. Doğru olan şu ki agent kalıba konamaz. Robot gibi tektip olmamalı. İyi bir agent 'Bukalemun' gibi olursa başarı sağlanır. İyi bir eğitim (x bölüm olabilir fakat sosyal bilimler öncelikle) ve halkın çocuğu olursa başarı yakındır. Konuştuğunuz kişinin tavırına göre firma kuralları ve görüşme teknikleri çerçevisinde konuşma şekli belirlenir. Ses mimikleri, kelimeler, öneriler ve iletiler karşıdaki kişiye uygun olmalı. Empati kuracak teknik bilgi ve sosyallik olmalı. 
Firmanın yapması gereken çok açık. Maddi ve manevi değeri  çarı merkezi çalışanına vermeli. Müşteriler özür bekler, teşekkür bekler. Bir çalışanın özür dilemesi için firmasının yaptığı hatayı kendi yaptığını hissetmeli. Kişiye ilgi göstermesi için kendisi mutlu olmalı. Firmanın cebini kendi cebi gibi hissetmeli. İçinden bananerle konuşan kişi asla başarılı olamaz. Firmasına inanmazsa, arayan kişi x problemin var dediğinde , içinden evet vardır eminim diyememeli. Üzülmeli ve firmasının düzelteceğine inanmalı. Karşı taraftan hakaret geldiğinde  firmasına inançlı olursa olayı kişiselleştirmez ve zor çağrıya göğüs gerebilir. 

Agent, bir firmanın sese bürünmüş halidir. Görüntü de olmadığı için sesteki tarifsiz sıcaklık müşteriye güven verirse telefon kapandığında müşteri hayatına dönebilir. Agentın olası olumsuz tavrında, sorun yaşadığı ürününe duyduğu öfke katlanır. İnternetin bu kadar yaygın olduğu günümüzde 1 çağrı 1000 tepkiye bedeldir. Belirttiklerim kesinlikle teknik araştırma değildir. Müşteri ve agent olarak karşılaştıklarıma istinaden duruma felsefik bir bakış açısıdır. Tam başarıya ulaşmak için  başka verilere de ihtiyaç vardır. Bu verilerle birleşmesi gereken  temel özellikleri sıralamaya çalıştım. Özet şu ki: doğru yerde doğru zamanda doğru kişiye doğru sözü söylemek işin püf noktasıdır.


Gezi rehberi, foto galeri ve diğer yazılar: http://blog.milliyet.com.tr/emirergin

12 Aralık 2012 Çarşamba

KLÜP BAŞKANLARI MEDYA POPÜLERLİĞİ




Infomag dergisi, Medya Takip Merkezi ve Sosyalmedya.in işbirliğiyle yaptığı ‘İş dünyasının En Çok Konuşulan İsimleri’ 2012 listesini açıkladı. Liste en çok konuşulan 'Spor adamları' listesi gibi. Listenin ilk 5 sırası klüp başkanlarına ait. Sırasıyla: Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Sadri Şener, Ünal Aysal, Fikret Orman. Aziz Yıldırım, Sadri Şener ve Ünal Aysal 2011 listesindeki yerlerini korumuş. Bu listede Yıldırım Demirören eski BJK başkanı şu anki TFF başkanı olarak 2011' e göre 8 sıra yükselmiş. Fikret Orman 2011' de listede dahi bulunmuyor. 

Liste iki görüşün kanıtı niteliğindedir. İlki,reklamın iyisi kötü olmaz sözünün doğruludur. Çünkü geçen sene Fenerbahçe ve Trabzon' un başarısı bulunmamasına rağmen listenin zirvesinde. Tamamen şike haberleriyle ve dava süreciyle zirvede yer alır. Diğer gerçek de şu ki, iş adama değil klüp başkanı olmak sizi en çok konuşulan kişi yapar. Yılların iş adamı Fikret Orman geçen sene listede bulunmuyordu. 5 kişiyi birden düşünürsek, hepsi aslında işlerinde başarılı kişiler. Fakat futbol olmasaydı hiçbiri bu kadar çok konuşulmayacaktı. Geçmişe de bakarsak iş dünyasının içinde olmaya kişilere bu isimler yabancı gelmiştir.  

Kişilerin ön plana çıkması klüplere zarar ve iş adamalarına yarar olarak gözüküyor. Başkanlar yaptıklarıyla çoğu zaman klubün önüne geçtiler. Kendileri çok zaman ve para harcamlarının yanında paha biçilmez bir üne kavuştular.