5 Ağustos 2012 Pazar

ATAM BİZE ELEŞTİRMEYİ ÖĞRET!



Eleştirmek, üzerine birşey katıldığında verimli olur. Pekmaz acıdır, yenmez. Tahinle karıştırıldığındaysa lezzetli olur. Sadece yanlış olanları belirterek uzaklaşmak laf salatasından başka birşey değildir.

Türkiye’ de  nefes aldığım her  an her yerde birileri eleştiriliyor. Okey masalarında hükümetler devriliyor, otobüs duraklarında antrenörler  kovuluyor. Aynaya bakarak ‘ Ben kime ne kattım?’ diyecek kadar içimiz rahat mı?

Eleştirmek ile koyun gibi güdülmek arasında halat kadar kalın olsa da cahiller için ince bir çizgi vardır. Bir kesim sürekli eleştiriyor. Elleri kalem  tutuyor, internetten dünyaya açılıyorlar. Acımasızlar ve faydasızlar. Eldeki verilere bakaraK durumu analiz etmiyorlar. Kimsenin elinde sihirli  değnek bulunmuyor. Gelişimler zaman içinde planlı bir şekilde olur. Bunun için de sabır gerekli. Bu  kesim, demokrasiye saygı duymuyor. Önce halkın seçtiği olur diyorlar. Halk yobazları seçtiğinde  onları eleştirmek değil aşağılıyorlar. Olayları yorumlarken ne yapmamız gerektiğini eklemiyorlar. Çemberde dönen hamster gibi... İsmet İnönü yaramaz,  Adnan Menderes geç Turgut Özal boşver, Bülent Ecevit onu  da geç, Tayyip Erdoğan mı Allah kourusun...

Diğer taraf  eleştriye tamamen kapalı. At gözlüğüyle ferrari kullanıyorlar. Para, din ve kalabalık ile asfaltı ağlatıyorlar. Önüne çıkan enegelleri biber gazına boğuyorlar. İşkenceler, anlamsız gözaltı sürelerine karşı her projede yandaşa hep destek tam destek ilekesini savunuyorlar. Uzun eşşek oynayan liseliler gibi kenetlenmişler birbirlerine. R.T.E hayatımın anlamı diyorlar...

Anlamsız eleştri hiç birşey katmaz. Türkiye’ de en çok eleştrilen kişinin Atatürk olması bunun doğal sonucu. Ama asker ve politakacı olması sebebiyle başkaldıraları sert ve yerinde müdahalerle durdurabildi. Bugün aramızda olmadığı için  kendisini kendi gibi savunumamaktan ötürü yeni nesile onu sevdiremiyoruz. Korkmadan söyleyebilirim Atatürk bazen çok katı (Divan-ı Harp Mahkemesi) , anti demokrat (Serbest Cumhuriyet Fırkası’ nın feshi) müdahalelerde bulundu ve bazı şeyleri dikte(Devrimler) etti.. Yapması gerekiyordu yaptı!  Sonuna kadar arkasındayız.  Bazen parti kapattı, bazen idamları onayladı. Çok da mükemmel yaptı... Herşeyi halka rağmen halk için yaptı. Bazen halkı karşısına aldı.  Sizce fese devam etmek şapka devrimini getirmekten daha mı zor? Ama o şapka bize dünyayı açan anahtar oldu. Bizim olmayan fesi takmaktansa bizim olmayan şapkayı takarım. İki taraf olmamız  sebebiyle Atatürk’ ü sindiremedik. Bazen bir sosyalist gibi devletçi olmayı devlet eliyle fabrika açmayı , bazen bir ülkücü gibi milliyetçi olmayı vatanı sevmeyi, bazen bir dindar gibi halka Türkçe ile dini öğretmeyi, bazen bir  diktatör gibi parti kapatmayı beceremedik. Hep terimler, siyasi kuramlara takıldık. Tek kuramımız  Atatürkçülük olsun!

Türk Dil Kurumu  sözlüğü

Diktatör:

1. Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder