19 Eylül 2012 Çarşamba

Glasgow Celtic&Rangers


İngiltere' de au-pair olarak yaşadağım dönemde İskoçya' ya bir yolculuğum oldu. İlk durağım Glasgow ve ikinci durağım Edinburgh olacaktı. Evde Glasgow' dan behsetmeye çalışırken Rangers diye söze girdiğimde beni sürekli uyardılar. Dİkkatli ol çünkü İskoçya' da Celtic de var...

Birlikte yaşadığım ailedeki bayan İskoç, eşiyse İngiliz' di. Açıklaması biraz karışık da olsa ikisi de Büyük Britanyalı. Bize garip gelen bu tabir aslında çok sık kullanılır. Britsih people dendiğinde kulağa daha yatkın geliyor. İngiltere diye bir ülke bulunmuyor dersek pek de hata yapmış olmayız. Futbolda İngiltere milli takımını duysak da olimpiyatlarda asla duyamazsınız. Çünkü Kuzey İrlanda, Galler, İskoçya ve İngiltere Büyük Britanya olarak yarışır. Zaten bayrakları da beyaz üstüne kırmızı haç değildir. Ufak tefek farklılıklar var gibi görünse de bu milletler arasında fark  barizdir. Örneğin İrlandalıların aksanı farklıdır. Çok kolay farkedersiniz. Türkiye de nasıl laz taklidi yapılırsa  İngiltere' de de İskoç ve İrlandalı taklidi yapılır. Bayan, biz Birtanyalıyız dese de Andy Murray' ın tenis maçlarında 'Bak bu İskoç' diye üzerine vurgu yapıyor. Aynı şekilde eşiyse
İngiltere' nin kimseye ihtiyacı olmadığını ve isteyenin ayrılabileceğini belirtiyor.Diğer ülkelerin İngiletere' ye sadece yük olduğunu söylüyor. Türkiye' de Kıbrıs' ı bu şekilde görenler de yok değil.

Bayanın annesi ara sıra İngiltere' ye bizleri ziyarete gelirdi. Yataklı vagonla yolculuk yapar ve birkaç hafta kalırdı. Şimdi sıra bizdeydi.  Arabayla yola çıktığımızda gözlerim devamlı 'Welcome to Scotland' yazısını bekliyordu. Fakat girişimiz semt değiştirmek gibi oldu. Şehir merkezine geldiğimde her zamanki gibi yağmurlu bir hava bekliyordu. Çok sayıda öğrenci ve alışveriş merkezleri şehri çevreleyor.

Şehire giriş yaptığımda direkt olarak St George Suqare ulaştım. Turist merkezi, şehir pazar ve heykeller karşıma çıktı. Programımda ilk kathedrali görmek vardı. Kalsik İngiliz mimarisi. Burell Collection merak ettiğim bir sergiydi. Burada Burell diye bir kişinin topladğı eserler var. En çok ilgimi çeken Rodin Düşünen Adam heykeliydi. Gittiğim şehirlerde ilk defa karşıma çıkan dinler müzesi oldu. Oyuncak müzesi, bira müzesi,kıyafet müzesi gördüm ama din müzesiyle ilk karşılaşmam oldu. Türk seccadeleri ve mezertaşları gördüm.Yine aynı şekilde tüm dinlerin simgeleri ve eserleri yer alıyor. Tüm şehirde ilgimi çeken şehrin kırsal kesimindeki Scottish Cattle' lar oldu. Çok tatlı bir sığır diye açıklayabilirim. Uzun saçlı ve sakallı gibi duruyor.

Glasgow' u seçmekle büyük bir hata yapmıştım. Çünkü daha da kuzeyde uzun gündüzler yaşayan kırsal alanlar ve doğal güzellikler var. Benim hatam yine futbol takımına göre seyahat programı yapmak oldu. Glasgow sadece bir şehir. Tavsiyem şehrin merkezindeki St George Square' deki turist merkezinden kuzeyin güzel doğasını sizlere sunan günübirlik turlara katılmanız.




Burell Colleciton Rodin Thinker

Scottish Cattle




         
                  St. George Square                









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder