2 Ekim 2012 Salı

Kotor

Karadağ' da Bar ve Budva' da da kısa gezilerim oldu. Fakat ben heyecanla Kotor' u bekliyordum.
Kotor jet sosyetenin gözbebeğidir. Yatlar limanda yerini almış, değişik boyutlarda şık yatlar
etrafı sarmış. Kotor' a geldiğimde bir kale karşıladı beni. Yanından nehir geçiyor ve sırtını dağ yamaçlarına
yaslamış denize bakan bir kale. Herşey kaleden içeri girdiğimde başladı.

Dubrovnik, Rodos dan bildiğimiz ve İstanbuldan bilemediğimiz kale içi dar sokakları, renkli mimarisiyle beni büyüledi. Avrupa' da bu kentlerin surlarını böyle güzel sakladığını gördükçe İstanbul' un surlarını kaybetmesine tekrar tekrar üzülüyorum. Bazen Eminönün' den Bakırköy sahile giderken harabeleri gördüğümde içim burkuluyor. Umarım bir gün tarihi yarımadamız için birşey yapabiliriz.

Kent' e girişte Turist merkezi yer alır. Ücretsiz harita alarak içeriyi daha verimli gezebebilirsiniz. Çok küçük bir yer. Haritayı kontrol ettiğimde kapılar,hisarlar,saraylar, kliseler ve kamu binaları 60! a kadar numaralanmış. Bu old townda dikkaitimi çeken kapsında kare kare Osmanlı ile olan mücadeleyi anlatan klisedir. Burada birkez daha Osmanlı' nın hoşgörü politasıyla karşılaşamıyorum maalesef. Kapıda kentin Osmanlı' dan kurtuluşu resmedilmiş. Neredeyse hiçbir ülke hoşgörü politakısı diye bir tabirden bahsetmiyor. genelde şehirlerinin uğradığı saldırı ve kurtuluşlarını anıyorlar.

Kotor Klise
Kotor' dan bahsederken şurayı kesin görmelisiniz diyemiyorum. Resimlerde göreceğiniz gibi sokaklar öyle güzelki, dolaşmak bir yerde oturup birşeyler içmek insanı büyülüyor. Gidin ve kendinizi sokaklara bırakın!


Resimler: http://blog.milliyet.com.tr/emirergin2000

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder