26 Ekim 2012 Cuma

Ohrid ve Üsküp Makedonya/Kosova/Arnvautluk




2011' in sonlarında Belgrad' ın olmadığı büyük Balkan turu yaptım. Belgrad' ı da (vizesiz) en kısa zamanda görmek isterim. Sırbistan' ı görmeden Balkan turu olamaz. Belki, çok lüks çok entresan yerler görmedim. Ama siyaset, farklı kültürler ve geçmişin izleri hakkında çok öğretici bir tatil oldu. Özellikle Bosna' da savaşın izleri hala canlı. Makedonya turumu Üsküp ve Ohrid olarak ayırıyorum. Anlatıcak pek birşey olmasa da kısaca Arnavutluk' un başkenti Tiran ve Kosova' da Prizen',başkent Priştina' ya da e uğradm.

Kosova  savaşlarıyla tarihimizde önemli yer edinmiş bir ülke. Tabiki şu anda ülke. Zaten yüzölçümü çok küçük. Osmanlılar Prizren’de 37 cami inşa etmiştir. Bunların en ünlüsü  Sinan Paşa Camii’dir. Zaten kapıda Türk bayrağını göreceksiniz. Çok küçük bir şehir.  Nehrin kenarında uzanan bu şehir bizlere kasaba gibi geldi. Çok sayıda Türkçe bilenle karşılaştık .Bu meydanda Besimi Restaurant gelen Türk turistlerin de yoğun olarak uğradığı Türkçe bilen personelin olduğu restuaranttır. Balkanlara ait çok sayıda çeşit var. Daha sonra Kosova’nın Priştine-Mitroviça  yolu üzerinde Priştine’ye 6 km mesafede yer alan 1. Murat' ın mezarını ziyaret ettik. 1. Murat savaş meydanında şehit olan ilk ve tek Osmanlı Padişahıdır. Türk bir aile tarafından bakımı sağlanıyor. Bir mezar odası ve küçük bir müze yer alır. Havalimanına çok yakın bir mesafe. Burası 1. Kosova' nın yapıldığı ova üzerindedir. Priştine de başkent olmasına rağmen pek ilgi çekici yanı bulunmaz. Savaşta ölen kişilerin resimlerin devlet binalarının önüne asılması ve savaşta ülkeye destek olan devletlerin bayraklarından yapılmış bir heykel beni duygulandırdı.

Arnavutluk' un başkenti Tiran' da dikkatimi çeken pek birşey olmadı. Sadece hırsızlık oranın çok fazla olduğunu duydum. Bunun dışında  İskender Bey meydanındaki heykel ve Ethem Bey Camii etrafında ufak bir gezi yaptım. Balkanların genelinde olduğu gibi burada da Osmanlı'ya isyanın simgesi İskender Bey' in kahraman olarak heykelinin dikilmiş. Bir de  2. Dünya savaşından 1985 tarihinde ölümüne kadar devletin başında olan kominist lider Enver Hoca' nın halka seslendiği balkon ve devlet yapıları yer alır.

Makedonya' da 2-3 gün konakladım. Başkent Üsküp köprüyle ortadan ikiye ayrılmıştır. Bir taraf Müslüman ve geri kalmış taraf, diğer taraf Hristiyan kesimin olduğu Avrupai caddelerdir. Köprüden geçtiğinizde aradaki değişimi ilk adımınızda farkedeceksiniz. Bir tarafta Yahya Paşa Camii, Saat Kulesi, Türk Çarşısı, İsa Bey Camii, Mustafa Paşa Camii, Murat Paşa Camii, Kapan Han,Sulu Han, Davut Paşa Hamamı, Taş Köprü
bulunmaktadır. Sokaklarda domates biber kurutan ve azda olsa Türkçe konuşan teyzeler var. Türk kahvesi içebileceğiniz kafeler yer alır. Diğer tarafta modernizasyon çalışmaları devam ederken bu kesimde dar taş sokaklar ve çarşısı ile eski Osmanlı kenti izlenimi verir. Köprüden geçtiğinizde sizi devasa İskender heykeli karşılar. Benim orada olduğum günler Tayyip Erdoğan da  Üsküp' ü ziyaret etmişti. Kendisine rehberlik eden kişi bizimle de ilgilendi. Makedon Kral İSkender' i Yunan olarak düşünürdük (aslında zaten Makedon Kralı diyoruz!) dediğimde bunun tamamen saçmalık olduğunu belirtti. İskender' in çok sayıda Yunanlıyı bertaraf ettiğini özellikle söyledi. Yunanlar başarılarından dolayı sahiplenmişler. Üsküp son yıllarda büyük paralar harcayarak kendini geleceğe hazırlıyuor. Rahibe Terasa müzesi ve sokak satıcıları  (özellikle bal satarlar) şehrin modern tarafında dikkati çekenlerindendir. Köprüden adımınızı attığıızda devasa Büyük İskender heykeli karşınızda dimdik durur.

Mekedonya'daki Ohrid içinse ayrı bir yer ayırmak lazım. İncileriyle ünlü bu kasaba da, Ohrid gölü' nin her tarafının ayrı bir güzelliği var. St. Naum heykeli iskelede sizi karşılar. Çok sayıda Türk var. Tayyip Erdoğan burada tekkeyi ziyaret ettiğinde ben de ordaydım. Öğrenciler ellerinde türk bayraklarıyla
bizleri karşıladı.  Safranbolu benzeri mimarisi olan Ohrid' de tepedeki kliseye doğru bir yürüyüş yaptığımızda manzaraya daha da hakim olduk. Deniz kenarından tekneyle St.Naum turu ucuz ve tüm gününüzü alır. Tekne de Makedon rakısı ikram edildi. Göle açıldığınızda sizi Tito' un yazlık evi karşılar. Tito hala çok seviliyor. St. Naum' a doğru yolculuğunuzda yine sol kıyıda bir klise göreceksiniz. Burası Osmanlı' nın bölgeye girdiğinde korunmak amaçlı yapılmış bir klise. Çünkü dik yamacı sebebiyle karadan girişi bulunmuyor. Sadece denizden ulaşabildiğiniz klise de Hristiyanlar ibadetlerine devam etmiş. Kıyının diğer tarafı sizlere çok uzak ulacak. Yol boyunca sizin solunuzda kıyı kalacak şekilde devam ettiğinizde Arkeolojik park karşınıza çıkar. Büyük yatırımlarla yapılmış bu alan tarih öncesi dönemlerin anlatımı şeklindedir. Son olarak St Naum' a varırsınız. Birkaç restuarantın olduğu bu bölgeye arabayla da gelinebilir. Denize girilecek küçük bir plajı var. Su kaynaklarının olduğu yerde kliseler vardır. Büyülenmemek elde değil. Suyun kabarması, sessizlik, yeşillik ve su kaplumbaları. Restuarantta birşeyler atıştırdıktan sonra kayık turuna  çıktım. Nicko diye bir kişi yıllardır bu işi yaptığını belirterek çok sayıda karpostal ve kitapçık gösterdi. Hepsini kendi hazırlamış. Türkçe şarkı da söylüyor. Birçok dileden az da olsa konuşabiliyor. Su kaynaklarından yükseğe doğru yöneldiğinizde klise ve otel yer alır. Klisenin manzarası da ayrı güzel. Aslında Ohrid' i incilieriyle ve doğal güzellikleriyle ayrı tutmak gerek.

Çok yorucu da olsa Balkanlar için uzun bir tur pahabiçilmez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder