4 Aralık 2012 Salı

MARKA OLMA YOLUNDA RECEP TAYYİP ERDOĞAN



Time Dergisine Kapak Olan Türkler

Time dergisine kapak olan Türkler içersinde dört kişi siyasetle ilgileniyordu. Bunların başında Atatürk iki kez kapak olmuştur. Son kez de Erdoğan kapak olmuştur. Yıllar içinde Şükrü Saraçoğlu, ismet İnönü, Adnan Menderes, Ağca, Naim Süleymanoğlu, Mine Karakaş, Mehmet Öz dergiye kapak olmuştur.  Sportif başarı, idam, suikast, popülerite gibi kıstasları çıkardığımızda az kişin kapak olduğunu görüyoruz. Bunlardan biri de marka olma yolunda yürüyen R.T.E...

Time dergisinden yola çıkarak Recep  Tayyip Eroğan' ın Atatürk gibi  ülkede kalıcı olma yolunda adımlar attığını görüyoruz. Atatürk Türkiye' ye damga vurmuş liderimizdir. Fakat bir ülke tarihine damga vurmanın farklı yolları da var. Zaman içerisinde Hitler, Mussolini, Kennedy gibi siyasetçiler ülkelerinin  öncü isimleri olmuştur. 

AKP 2001 yılında kurulmuştur.2002 yılında yapılan seçimlerle beraber 10 yıldır iktidarda olan parti, her dönem  oylarını artırmaktadır. Bugünlerde her iki kişiden birinin AKP olduğunu söylemek doğru olur. Parti Recep Tayyip Erdoğan' ın başarısıyla yükseliyor ve 2023' ü hedefliyor. Erdoğan' ın başarısını gözardı etmemek gerekli. Sürekli yükseliyor. Hatta Cumhurbaşkanı' nı dahi kendi seçiyor. Tek adam. Yaptıkları doğru olsun veya olmasın Ortadoğu dahil kitleleri peşinden sürüklemek ve 10 yıl iktidarda kalmak başarıdır.

Atatürk' ün yolunda  dememin sebebi ince bir çizgidir. Yıllar sonra Atatürk gibi anılması ve her yerde kendisinden bahsedilmesi mümkün. Atatürk kendi heykelinin dikilmesini ve Atatürkçü görüşün yayılmasını isteyen biri değildi. 'BENİM NÂCİZ VÜCÛDUM ELBET BİR GÜN TOPRAK OLACAKTIR' cümlesi bunun çok açık belirtisi. 

Atatürk çok zor bir savaştan çıkmış, tükenmiş bir milleti (devlet değil)  halkın desteği olmadan (savaşta destek vardı fakat siyaset de aydınların desteği var)halka rağmen halk için milleti hilafet veya imparatorluk değil cumhuriyet adı altında toplamıştır. Tek parti olarak yola devam etmek zorunda kaldı. Bir dönem sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası  kuruldu. Fakat gerici akımları etkilemesi sebebiyle parti kapatıldı. İdamlarla sonuçlanan mahkemeler kuruldu. Günümüze kadar
zar-zor aydın desteğiyle devam eden laik bir cumhuriyetimiz var. Tayyip Erdoğan ise yine ekonominin bozuk olduğu bir dönemde fakat din ekseninde olaya giriş yaparak halkın çoğunun desteğini kazandı. Zaten halıkımız 700 yıldır hilafet istiyor. Bazı aydınların cahil gördüğü kırsal kesimde yaşayan halkın da bir oyunun olduğunu unutuyor. Çok kızdığımız ordu ipleri her gevşettiğinde iltica artıyor. Tekkeler, zaviyeler, şeyhler ortaya çıkıyor. Ama bu sefer sol kesiminde desteğini de alarak ordu varken bu ülkede iltice olmaz görüşünü bertaraf etti. Ordu' yu başka türlü uzaklaştırmak mümkün değildi. Bunu net olarak başardı. Bunun bilincinde olarak sırayla değişiklikleri yapmaya başladı ve bir anlamda T.C tarihine damga vurdu. Ama kolay olanı yapıyor. Halkın 700 yıldır istediğini halka veriyor. 10 Kasım törenlerine katılmayarak, diziler hakkında yorum yaparak, okullara kendi sözlerini yazdırırak, orduyu hapsederek, futbola müdahele ederek, one minute diyerek  gümbür gümbür geliyor.

Erdoğan hiçbir zaman Atatürk olamayacak. Çünkü Atatürk sıfırdan aldığı milleti orta halli bir devlet yaptı.Daha da yükseltmeye ömrü yetmedi.Halkı karşısına aldı, eğitti, öğretti. Onları istismar etmedi. Kendisinin de bu şekilde anılmasını istemedi. Bile bile lades dedi. İnkilaplarını halk istediği için değil geleceği düşünerek gerçekleştirdi. Egosu olmadan sadece ülkenin iyiliğini istedi. Erdoğan ise halka ısdırap olan duyguların üzerinden devam etti. Bağdat Caddesi' ne cami yapmak ülke meselesi oldu. İsrail' e dur dedi. Ama sadece dur dedi. Çünkü sert tavırlı söylenen sözler halkı çok etkiler. Yapılan işlem ve sonuç  kısmen önemli kalır. İmam hatipler ve din dersleri halkın çoğunluğunun istediği gibi oldu. Pkk sorununu ince ince törpüledi. Söylediği sözlerle çelişerek uzlaşmaya gidiyor. Çünkü önünde ordu, ekonomi, dış devletler, aydınlar ve pkk vardı. Ordu hapiste veya mahkemede, ekonomi gerçekten iyi yolda, dış devletler yanımızda, gazeteciler mahkemede ama pkk hala dışarıda. Darbelerden dolayı ordunun uğradığı duruma istianden olumlu bir gelişme tekrar darbe olamayacağıdır. Ama koruyucu ordunun varlığının olmaması bunun kötüye kullanımında başımıza dert açar. Dış devletlerle çok iyi geçiniyor. Bazen taraf oluyoruz. Ama doğru taraftamayız veya sessiz kalmak mı gerekliydi? Bunu tarih gösterecek. Sayılara bakarsak  ekonomi de iyi yolda. Akp' li olmaya bilirsiniz. Fakat doğruya da doğru demek gerekli. Yandşalarının da ekonomisinin iyi olduğunu unutmamak gerekli. Gazetecileri susturabiliyor. Ama Pkk' yı bir türlü durduramadı. Bu sebeple anlaşmaya varmaya çalışıyor.  Özet olarak birçok temel konuda olumsuz yanları ön plana çıkararak kendisi için olumusuz olan yanları da temizledi.

İnancım Atatürk' ün açtığı yoldan devam eden aydın kesim, sayısı az olmasına rağmen bu sefer ordunun da desteği olmadan anti-laik kesime karşı mücadelesini fikirleriyle kazanacaktır. Cumhuriyetimiz çok genç.  Fikirlerin tam oturmadığı bir dönemde çok iyi bir siyasetçi, devleti farklı bir yola sokuyor. Birçok siyasetçi Türkiye tarihine damga vurdu. Ama Erdoğan döneminde 79 yıllık çizgide kaymalar oluyor. Bunu başarması kendisinin büyük bir lider olmasının göstergesidir. Ama Atatürk gibi yaratcı değil varolanı yönlendiren bir lider. Tayyip Erdoğan yaşattığı eksen kayması umarım ülke için hayırlı olur ve yine umarim ki sadece küçük bir eksen kayması olarak kalır. U dönüş yaparak yola devam edeceğine inanmak istemiyorum.

2 yorum:

  1. dondurmacıyan1 Ocak 2013 16:35

    Tayyip faşizme düşman görüntüsünün altında büyük bir faşist gizliyor. Hitler gibi karşı görüşte olanları sobada yakmıyo, çünkü hain planlarıyla karşı görüş bırakmıyor, bu faşizmden daha beter.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz karışık bir durum,bilemiyorum. Eğer Tayyip Erdoğan Faşistse halkımız da faşist...

      Sil